Sağlıklı beslenin.
BESLENİRKEN GERÇEKTEN BESLENİYOR MUYUZ?

Duygularımız o kadar önemli ki, negatif duygular enerjimizi yok eder oysaki neşeli ve uyumlu iken enerjimizde ve hareketliliğimizde artış olur. Yanlış enerji ve sinerjinin oluşturduğu bozuk duygu durumu bedenin kilo almasına, zihin kirlenmesine, depresyona, düşük enerjiye, problemli cinsel enerjiye neden olur?

Bu noktada bazı önemli şeylere parmak basmak gerek öncelikle beslenme;

Ne kadar tükettiğimizin yanı sıra ne tükettiğimizde son derece önemlidir.

1950 lerden beri bir ABD programı olarak dünyaya sunulan tahıl ağırlıklı beslenme alışkanlığı oluşturma bu sorunun başlangıç noktasıdır. Bu glisemik indeksin artmasına ve mukus üretimine neden olan bir beslenme şekli olarak sadece Amerikan tarım pazarının güçlendirilmesine katkıda bulunmuştur. En fazla tahılların tüketilmesi gerektiği yönündeki görüş daha sağlıklı kalacağımızı iddia ediyordu.

Oysaki bu tür beslenme pankreasın yüksek miktarda ensülin salgılamasına neden olmaya başladı. Tüketilen bu besinler bedende tamamen şekere dönüşüp önerilen bu beslenme biçimiyle günde 500 gram şeker almış oluyordu. Oysaki bir kaşık şekeri direk kanımıza versek ölürüz.

İşte bedeni korumak için tamda bu noktada pankreas devreye giriyor ve ensülin salgılıyor. Ensülin şekeri parçalayıp tüketemeyeceği bu besini yağa dönüştürerek deri altına depoluyor. Tabii ki karbonhidrat ağırlıklı beslenme devam ettiği sürece bir zaman sonra beden ensüline direnç göstermeye başlıyor. Ve daha fazla ensülin salgılanıyor, daha fazla karbonhidrat daha fazla ensülin daha fazla yağ depolanması şeklinde arttıkça artıyor. Bu yağ deri altına yığıldıkça hücrelerimize yağ taşıyan hücreler azalıyor biz şişmanlarken hücrelerimiz beslenemiyor maalesef. Ve açıııız diye çığlık atıyor, biz aynı beslenme düzeninde bu açlığı gidermeye çalıştıkça bu uçurum büyüyor. Birde üstüne zayıflama diyetlerinde ki tahıl ve karbonhidratlar geldikçe zayıflamak yerine daha da kilo alıyoruz.

Bunun yanı sıra;

Yemek yeme alışkanlıklarımız, geçmiş deneyimlerimiz ile öğrendiklerimizden etkileniyor. Mesela birçok insan öğle yemeğini aynı saatte yer oysaki farklı kişiler farklı metabolik hızlara sahiptir, kahvaltıda yedikleri farklı ve bedenlerindeki depolanmış yağ miktarı değişik yüzdelerdedir ama yinede öğle yemeğine aynı saatte otururlar. Aslında bu beklenmeyecek bir durumdur. Ancak klasik olarak birçoğumuz belli yemek saatlerinde yemeye koşullandığımızdan aşağı yukarı aynı saatlerde acıkırız. Diğer bir deyişle, enerjiye ihtiyaç duyduğumuzdan değil, yemek zamanı geldiği için yeriz. Yemek zamanının geldiğini haber veren saat aslında bir şekilde Pavlov'un ziliyle aynı görevi görür.

Gelelim çikolataya, tıpkı diğer şekerli yiyeceklerin de yaptığı gibi vücuttaki endorfin hormonunun salgısını tetikler. Bu hormonsa, haz ve mutluluk hisleriyle ilişkili. Ancak bu tatlı tadın yanı sıra çikolata henüz kimi etkileri saptanamamış 300 farklı kimyasalı da barındırır. Yani bağımlılık, endorfinin yanı sıra bu bilinmeyen kimyasallardan da kaynaklanır.

MSG gibi tatlı, tuzlu katıldığı her şeyin lezzetini arttıran katkı maddeleriyle bağımlılıklar sağlamlaştırılır, hastalıklar arttırılır.

Çikolata ve benzeri gıdaların içerdiği kimyasallar beynimizin nörotransmitter trafiğini etkiliyor:

Nörotransmitterler: Beynimizin kimyasal mesajcıları da diyebiliriz. Farklı sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşıyorlar. Bu sinyallerse deneyimlediğimiz his ve duygularda değişim yaratıyor.

Phenylethylamine: "Çikolata amfetamini" adıyla da anılan bu kimyasal, kişide uyarılmışlık, çekim ve baş dönmesi hissi uyandırıyor. Beyindeki zevk merkezini tetikliyor.

Kısaca özetlersek; Japonların şöyle bir sözü vardır:

”Eğer bir çift güne kavga ederek başlarsa, bir gün önce ne yediğini düşünmelidir.”

OYSAKİ;

Yaşamak HAREKET etmektir…

Hareketsiz bir beden er ya da geç kendini çürütür, bağışıklık sistemini bozar, kendini iyileştirme yeteneğini kaybeder.

Hasta bir OMURGA hasta bir beden demektir.

NEFESimiz yaşam enerjisidir.

Sağlıklı kalınbağırsak MİKROFLORASI

Ve KEYİFLİ yaşama becerisi….

Biz bir çok oyunun akışını değiştirdik, şimdi sıra sen de ...
Eski esarettir yeni özgürlüktür. Eskiyi bırakın, Yeniliğe ve özgürlüğe açılın…
Hayatının akışından memnun değimlisin? Kilolu olma nedeniniz ne olursa olsun, ister 5 kilo, ister 50 kilo fazlanız olsun, belki daha önce kezlerce denediniz, beklide bu ilk denemeniz olacak! Gelin birlikte yeni şeyler öğrenelim ve kendinizi baştan yaratın.
Ağaç değiliz… Bulunduğumuz yeri beğenmiyorsak değiştirmek bizim elimizde. İdeal kiloda, fit ve sağlıklı olmak için hastalanmayı beklemeyin. Fazla kilolardan kurtul, mucizeyi yaşa; gençleş, arın ve mücevhere sahip ol. Yeni hayatına hoş geldin.
Sen zeki bir kadınsın. Yeteneklisin. Beceriklisin. Hayatının birçok alanında başarılısın. Peki, o zaman neden kilo veremiyorsun? Kendini suçluyor musun? Kendine kızıyor musun_?_ _Artık bu sorunu çözemeyeceğinden korkmaya başladın mı?_ _İşte tam da bu noktada sana yardımcı olabilirim._
Başarı Hikayeleri
ŞİRİN T.
83,4 kg - 59 kg - 3 ay
DERYA B.
'87 kg - 68 kg - 3 ay
BAŞARI HİKAYELERİNİN TAMAMI
Bu hayat kısacık bir öyküden ibaret. Ve bu öykünün yazarı senden başkası değil. Bazı cümleleri başkalarının yazması, böyle devam etmesini gerektirmez. Şu andan itibaren öykü nasıl devam etsin?